Diyarbakır’da bu yılın 7 ayında terör örgütü PKK’ya yönelik 4 bin 556 operasyon düzenlendiği bildirildi. Kentte son dönemlerde yaşanan iş yeri kurşunlama olaylarına ilişkin bazı sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerin yaptığı eleştirilere tepki gösteren Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, “Efendim, ‘Diyarbakır’da sokaklar çetelere emanet.’ Şimdi bu çok ağır bir söylem. Biz bunu asla kabul etmiyoruz. Biz Diyarbakır’ın her bir noktasına, her bir zerresine devlet olarak, kolluk kuvvetleri olarak hakimiz” dedi.
Haber: Ahmet ÜN
(DİYARBAKIR) – Diyarbakır’da bu yılın 7 ayında terör örgütü PKK’ya yönelik 4 bin 556 operasyon düzenlendiği bildirildi. Kentte son dönemlerde yaşanan iş yeri kurşunlama olaylarına ilişkin bazı sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerin yaptığı eleştirilere tepki gösteren Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, “Efendim, ‘Diyarbakır’da sokaklar çetelere emanet.’ Şimdi bu çok ağır bir söylem. Biz bunu asla kabul etmiyoruz. Biz Diyarbakır’ın her bir noktasına, her bir zerresine devlet olarak, kolluk kuvvetleri olarak hakimiz” dedi.
Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu başkanlığında İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Tarık Hekimoğlu ve İl Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman’ın katılımıyla asayiş ve güvenlik bilgilendirme toplantısı düzenlendi. İl Emniyet Müdürlüğü’ndeki Polis Evi’ndeki toplantıda son yıllarda kentte yaşanan asayiş ve güvenlik olaylarına ilişkin bilgiler paylaşıldı.
Bilgilendirmenin ardından konuşan Zorluoğlu, emniyet ve jandarma ve adliye birimlerinin ortaya koydukları çalışmalarla yapılan operasyonların sayısının da artırılması sonucunda Diyarbakır’da asayiş suçlarının önemli bir azalış kaydedildiğini söyledi.
Olayları aydınlatma oranları 2022’de asayiş suçlarında yüzde 79 iken, 2026 yılının ilk yedi ayına bu oran yüzde 98’i bulduğunu aktara Zorluoğlu, “Dolayısıyla biz Diyarbakır olarak esasında asayiş suçlarında en çok olay azalan iller sıralamasında otuz büyük şehir içerisinde ikinci sıradayız. Tabii sadece kişilere karşı işlenen suçlar, mal varlığına karşı işlenen suçlar gibi temel asayiş suçları bakımından meseleye bakmıyoruz” dedi.
Uyuşturucuyla mücadelede önemli başarılar elde edildiğine vurgulayan Zorluoğlu, “Çocuklarımızı, gençlerimizi, insanlarımızı zehirlemeye çalışan bu zehir tacirlerine göz açtırmamak üzere tüm ilgili kurumlarımızla, kolluk birimlerimizle Allah’ın izniyle mücadeleye devam edeceğiz. Bu zehir tacirlerini, bu baronları, bu torbacıları, bunların başlarını ezeceğiz, kafalarını ezeceğiz” ifadelerini kullandı.
“BİZ DİYARBAKIR’IN HER BİR NOKTASINA, HER BİR ZERRESİNE DEVLET OLARAK HAKİMİZ”
Diyarbakır’da son dönemlerde yaşanan iş yeri kurşunlama olaylarına ilişkin bazı sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerin yaptığı eleştirilere sert tepki gösteren Zorluoğlu, şunları kaydetti:
“Diyarbakır’daki bu kurşunlama hadiselerinin kahir ekseriyeti organize suçların dışında kişisel anlaşmazlıklar, çeşitli aile içi veya şirket içi ticari faaliyetler ve anlaşmazlıklardan ağırlıklı olarak kaynaklanıyor. Çok az bir kısmının organize suç örgütleriyle ilişkisi var. Ama az önce ifade ettiğim gibi bunların da hiçbir tanesi esasında bir çok şükür bir kuvveden fiile dönmüş, bir eyleme dönmüş değildir. Bu manada konuyu şuraya getireceğim. Yani Diyarbakır’da son dönemde bazı meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları da bunları dile getirmeye başladılar. Efendim, Diyarbakır’da sokaklar çetelere emanet. Şimdi bu çok ağır bir söylem. Biz bunu asla kabul etmiyoruz. Biz Diyarbakır’ın her bir noktasına, her bir zerresine devlet olarak, kolluk kuvvetleri olarak hakimiz. Ve elimizden gelen gayretle biraz önce arkadaşlar sundular, ortaya koyduğumuz performansı da sizlerle gerçek bir şekilde gerçek rakamlarla paylaştık. Dolayısıyla Diyarbakır’da asla ve kata böyle bir durum söz konusu değildir. Böyle bir algıyı oluşturmak isteyenler var. Bizce malum bazı çevreler Diyarbakır’da sanki devlet kolluk kuvvetleri alanda dile isteğe bu suçların işlenmesine müsaade ediyor, işte uyuşturucuya müsaade ediyor. Kurşunlamalara, tehditlere, çetelere çok dokunmuyor, biraz göz yumuyor gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor.
“BU ŞEHİRDE SANKİ HUZUR VE GÜVENLİK SARSILIYORMUŞ GİBİ BİR ALGI OLUŞTURMAYA ÇALIŞILMASI BU ŞEHRE İHANETTİR”
Bu malum çevreler bizce malum bunlar, bunu biliyoruz. Bu hikayeyi, bu şehir daha önce de bunları çok dinledi, çok duydu. Bunların gerçekle uzaktan yakından alakası yoktur. Biz az önce de gördünüz, bütün alanlarda Türkiye’de suçla ve suçluyla mücadelede en etkili, performansı en yüksek illerden bir tanesiyiz. Ve memnuniyetle ifade edelim ki Diyarbakır şu anda Türkiye’de kendine benzer iller içerisinde huzur ve asayiş bakımından en iyi illerden, en iyi şehirlerden bir tanesidir. Biz bir turizm şehriyiz. Turizmde iddialı olmaya aday bir şehriz. Biz bir sanayi şehri olma yolunda hızla ilerliyoruz. Bizim çok geniş tarımsal arazilerimiz var. Çok büyük tarımsal faaliyetler var. Bu şehirde sanki huzur ve güvenlik sarsılıyormuş gibi bir algı oluşturmaya çalışılması bu şehre ihanettir. Bu doğru olmaz. Bakın güvenli olmayan hiçbir şehre turizm gelmez. Güvenli olmayan hiçbir şehre sanayici yatırımcı gelmez. Bu şehir bunları yıllarca yaşadı. Devletin resmi kurumları olarak, il valisi olarak biz buradayız. Kolluk kuvvetlerimiz burada.
“DEVLET ŞERİK KABUL ETMEZ, BÖYLE BİR ŞEYE ASLA MÜSAMAHA ETMEYİZ”
Sosyal medya üzerinden de yazılı medya üzerinden de diğer mecralardan da bize gelen bazı eleştirilerin ya da önerilerin tamamını titizlikle ilgili birimlerimizle biz de değerlendiriyoruz. Bu manada da eleştirileri kıymetli buluyoruz. O işin bir başka boyutu. Ama kasıtlı olarak bir algı oluşturulmaya dönük çabaların da çabalara karşı da ihtiyatlı, dikkatli olmak zorundayız. Yani sokaklarda efendim burada devlet bu işi yapamıyor, bu işe artık biz el atacağız tarzı birtakım şeyler kulağımıza geliyor. Değerli arkadaşlar, devlet şerik (ortak) kabul etmez, böyle bir şeye asla müsamaha etmeyiz ve böyle bir şeyin gerçekleşmesi de asla söz konusu olamaz.”
“BUNUN BEDELİ DE SONUCU DA ÇOK AĞIR OLUR”
Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devleti ve bir hukuk devletinde asayişin ve güvenliğin nasıl sağlanacağı, hangi kurumlar eliyle, hangi yöntemlerle, hangi mevzuata göre yürütüleceği de net bir şekilde çerçevelendiğini kaydeden Vali Zorluoğlu, “Dolayısıyla hiç kimse kendini kolluğun filan yerine koyarak birtakım şeyler, birtakım planlamalar içerisinde hiç kimse yer almasın. Bunun bedeli de sonucu da çok ağır olur” ifadelerini kullandı.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE” SÜRECİ
“Terörsüz Türkiye” sürecinde olası provokasyonlara karşı ilgili birimlerini çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü söyleyen Zorluoğlu, şöyle edvam etti:
“Bu süreç, gayrı ekseriyet tarafından Türkiye’de hem siyasal partiler hem vatandaşlar anlamında hem toplumsal kesimler anlamında Terörsüz Türkiye sürecine çok büyük bir destek oldu ve bu süreç sahiplenildi. Ama elbette bu yüzde yüz böyledir diyemiyoruz. Yani bu sürece karşı olanlar, yani bu süreci desteklemeyenler veya destekliyor gibi görünüp de esasında arka planda başka birtakım çabalar içerisine girenler olduğunu da biliyoruz. Dolayısıyla bu senkronizasyon bence de anlamlı, yani zamanlama anlamında anlamlı. Ama bunların farkındayız. Tabii bütün istihbarat birimlerimiz de bu manada gereken bilgilendirmeleri bizlere yapıyorlar. Ve hem bu sürecin inşallah, planlandığı gibi finale kadar gitmesi ve Türkiye’nin artık terör meselesini bir daha gündemine getirmemek üzere bu meseleyi çözmesi anlamında çok dikkat ediyoruz, hem de bu tür provokasyonların doğrudan veya dolaylı provokasyonların önlenebilmesi anlamında da arkadaşlarımızla birlikte yoğun bir gayret içerisindeyiz.”
“PKK TERÖR ÖRGÜTÜ ANLAMINDA ÖNEMLİ BİR OPERASYON SAYISI DÜŞÜŞÜ GÖRÜYORUZ”
Diyarbakır’da yürütülen terör operasyonlarına ilişkin de bilgi veren Vali Zorluoğlu, şunları söyledi:
“Özellikle, PKK terör örgütü boyutuyla meseleye baktığımızda 2026 yılının yedi ayıyla 2025 yılının yedi ayı arasında operasyon sayısı itibarıyla çok ciddi düşüş var. Yani 2025 yılında bu 215’ken 2026 yılında bu 18. Tabii bu aynı zamanda bu manada tehditlerin de işte birtakım, örgütün faaliyetlerinin de azaldığını görüyoruz. Dolayısıyla bu manada da özellikle PKK terör örgütü anlamında önemli bir operasyon sayısı düşüşü görüyoruz. Ama DEAŞ, FETÖ, diğer sol, aşırı sol örgütlerle ilgili mücadelelerde yıllar içerisinde, özellikle operasyon sayılarında da artış var. Tutuklu sayılarında da. Yani daha nitelikli operasyonlar yaptığımızı söylemem lazım. Bu PKK terör örgütüyle ilgili olarak da aynı. Yani daha operasyon sayısı azalıyor ama tutuklanan veya adli kontrolle serbest bırakılan, şüpheli sayısı artıyor. Dolayısıyla daha nitelikli, daha delilden yürüyerek, daha yeni deliller elde edilerek yapılan operasyonları görüyoruz.”
“FUTBOLA KENDİNE YÜK OLABİLECEK BAŞKA BİRTAKIM AĞIRLIKLAR YÜKLENMEMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”
Bu yıl Süper Lig’de mücadele edecek Amedspor ile ilgili değerlendirmelerde de bulunan Zorluoğlu, şunları söyledi:
“Amedspor’un Süper Lig’e çıkmış olmasından biz de büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Bu sene inşallah Diyarbakır’a maçlar vesilesiyle başka şehirlerden taraftarlar gelecek. Sporun esas unsuru olan barışın, kardeşliğin, sevginin, hoşgörünün bir aracı olarak özellikle futbolun kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Bu manada hem bizim kulüp yöneticilerimiz ve taraftar gruplarımızla, hem gerekirse diğer illerin valileriyle ve gerekirse kulüp başkanlarıyla bu konuları konuşacağız. Ve Diyarbakır’da futbolun tam bir temaşa, bir seyir zevki olan bir oyun olarak kalmasının, futbola kendine yük olabilecek başka birtakım ağırlıklar yüklenmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu bir futboldur. Futbol temaşadır, seyir zevkidir. Taraftar gider maçını izler, alkışlar, protesto eder. Kimseye saldırmadan, sahaya herhangi bir yabancı madde atmadan, herhangi bir taşkınlık yapmadan da başarıyı alkışlar, başarısızlığı eleştirir.”
Futbola ve futbol kulüplerine ideolojik ve siyasi anlamlar yüklenmemesi gerektiğini vurgulayan Vali Murat Zorluoğlu, “Bunu tekrar tekrar söylüyorum. Yani bu yükü futbol takımları kaldıramazlar. Şimdi Süper Lig’deyiz. Artık hepimizin, bu şehirde yaşayan her bir vatandaşımızın, her toplumsal kesimin daha dikkatli, daha sorumlu davranması gerekiyor. Çünkü burada olabilecek en ufak bir olumsuzluk ulusal medyada mutlaka diğer şehirlerde de olduğu gibi yer bulacaktır ve Diyarbakır’ın tanıtımına bu manada olumsuz etki yapacaktır. Diyarbakır, değerli arkadaşlar, inanıyorum ki önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin sayılı turizm destinasyonlarından bir tanesi olacak. Kültür turizmi ve inanç turizmi bakımından. Dolayısıyla bir kültür ve turizm şehrinin imajını zedeleyecek bir araç olarak futbolun asla kullanılmaması lazım. Bu konuya bütün kamuoyunun ve özellikle futbol spor kulüpleri dünyasının paydaşlarının dikkatini çekmek istiyorum” diye konuştu.
Kadıköy Sesi, “Anadolu Yakası’nın Kültür Sesi” anlayışıyla sanat, yaşam ve gündemi bir araya getirerek Kadıköy’den yükselen gelişmeleri özgün, tarafsız ve dinamik bir bakışla sunan güçlü bir haber platformudur.
Yorum Yap